Kedi Ve Köpeklerde Obezite 

     Kediniz ya da köpeğiniz artık yerinden hiç kalkmak istemiyor mu? Mamasının boyutu git gide artıyor mu? Yürürken karnı yere mi sürtünüyor? Bu gibi belirtileri görüyorsanız ve hayvanınız eskisinden kilolu görünüyorsa o zaman obezite konusunda hekiminize danışmanın vakti geldi demektir. Çoğu hayvan sahibi hayvanının kilolu daha sevimli göründüğünü düşünür ve bunun bir rahatsızlık oluşturabileceğini düşünmez. Oysaki obezite kesinlikle bir hastalıktır ve başka sorunlara da yol açmaktadır.

     Kedi ve köpeklerde obezitenin başlıca nedenlerinden biri aşırı yem tüketimidir. Kedimizi günlük 2 ila 4 defa küçük öğünler halinde beslemeliyiz. Çoğu hayvan sahibi kedisinin ya da köpeğinin bunla doymayacağını düşünür ve porsiyonları büyütmeyi tercih eder bu çok yanlış bir davranıştır aslında. Kendimizle hayvanımızı kıyaslamamalıyız. Bir kedinin öğünü bir insanın öğününün yaklaşık 1\25 i kadar olmalıdır. Obezite riski olan köpekler ise günde tek öğün ya da az ve sık olarak beslenebilirler.            

     Kediler çoğu memeliden farklı olarak karbonhidrat sindirimine yardımcı olan ve tükürükten salgılanan amylase enzimine sahip değildirler. İnsan ve köpeklerde karbonhidratlar ağızda sindirilmeye başlandığı halde kedilerde böyle değildir. Kediler karbonhidrat tüketicisi olarak yaratılmamışlardır. Bazı kalitesi düşük mamalar çok fazla şeker ve un içerirler. Kilo alımında en etkili olan da yine yağ, karbonhidrat ve şekerdir. Bu yüzden içeriğinin ne olduğunu çok iyi bildiğimiz, sindirilebilirliği ve yararlanılabilirliği yüksek veteriner hekim kontrollü mamaları tercih etmeliyiz. Aksi halde kedi ve köpeğinize bolca posa vermiş olursunuz ki bu size dışkı olarak geri döner. Aldığınız mama hayvanınızda sadece tokluk hissi yaratmamalı aynı zamanda yararlı olmalıdır. Bu da içerdiği besin maddeleri ve ne kadar emilebildikleriyle ilgilidir. Özellikle market mamaları bu yönden çok sağlıksızdır. Çoğu tatlandırıcı ve gıda boya maddeleri içerir. Çoğunun içinde yararlanılabilir protein belki de hiç yoktur. Aslında ucuza aldığınız bu mamalardan kar ettiğinizi düşünürken hayvanınızın sağlığının bozulmasıyla maddi olarak sağlık problemlerine daha çok para ayırmanız gerekecek hem de manevi yönden üzüleceksiniz.

     Hastalığın diğer bulguları ise; özellikle kuyruk bölgesinde başlayan yağlanma gerçekleşir ve daha sonra bu yağlanma karın bölgesine doğru devam eder. Üstten bakıldığında ise silindirik bir görünüm vardır. İlerleyen obezitede de ise omurgaların görünmesi bile mümkün olmaz. Artan kilo artışına bağlı olarak omurlar arası disklerde de problemler görülür. Kilo artışına bağlı olarak hareket etmede isteksizlik ve kalp sorunları artar.

     Şişmanlık tüm ırklarda görülmekle beraber Beagle, Dashshund ve Labrador ırkı köpeklerde obeziteye yatkınlık fazla olduğundan bu ırk köpeklerde daha sık görülür.

     Kısırlaştırma kedi ve köpeklerde obeziteye yol açmaz. Kısırlaştırmadan sonra bizim onlara nasıl baktığımız ve neyle beslediğimiz obezite nedeni olabilir. Aksine kısırlaştırılmış kediler normal kedilerinin yediğinin %70-80’ine ihtiyaç duyarlar.

     Çok sayıda kedinin beslendiği evlerde de obezite riski artar. Çünkü kediler yemek için diğerleriyle savaştıklarından yemeklerine daha fazla konsantre olurlar ve bu da onların kilo almalarına yol açar.

     Hipofiz bezi hormon üretir ve diğer hormon mekanizmalarının düzenlenmesini sağlar. Eğer hipofiz bezinin fonksiyonlarında bir anormallik varsa bu kedi ve köpeklerin iştah, metabolizma ve yağ depozisyonunu bozar.

 

 

Kaynaklar:

vet hekim ışıl karatan

www.havhav.com

www.evcil kütüphane.com

 
Copyright© 2008 Doğu Veteriner
Tasarım
Lila Yazılım