Bruselloszis (Bulaşıcı Yavru Atma Hastalığı)

Sığırlarda her yıl yavru atımı sebebiyle yüklü miktarda ekonomik kayıplar olmaktadır. Bu durum yetiştiriciler ve ülkemiz açısından büyük zarar anlamına gelmektedir.
Hastalık mikropla bulaşık atık yavru, yavru zarı ve sıvıların hayvan yemlerine, mera otlak ve içme sularına karışması ile hayvanlara bulaşmaktadır. Hastalığa yakalanmış hayvanlar süt, idrar vb. durumlar ile çevreye bol miktarda mikrop saçarlar ve hastalığın yayılmasına sebep olurlar.
Hastalık yavru atılıncaya kadar anlaşılmaz. Yavruyu 6-7-8. aylarda atmaları en belirgin bulgularıdır.
Hastalığın Yayılmasını Önlemek İçin Şu Hususlara Dikkat Edilmesi Gerekir
a. Hastalık hakkında yeterli bilgiye sahip olunmalı.
b. Hasta hayvanlar sürü ahırdan ayrılarak 3-4 hafta başka bir yerde tutulması gerekmektedir.
c. Hasta hayvanların mikrop yayma olasılığını hesaba katarak önceki ahırların temizlenerek ilaçla dezenfekte edilmesi lazımdır.
d. Dişi buzağılar ilk olarak 3-8 aylıkken daha sonra senede bir Brusella aşısı ile aşılanmalıdır.
Hastalığın Teşhisi: Atık yavru ve yavru zarının mümkün olduğu hallerde taze ve bütün olarak laboratuvarlara gönderilmesi ve hayvanlardan alınan kanların muayenesi ile teşhis mümkündür.
Yukarda tanıtmaya çalıştığımız yavru atma hastalığı insanlar içinde tehlikelidir. Hastalıklı hayvanların çiğ sütleri, mikroplu sütlerden yapılan peynir, tereyağı ve krema gibi gıdaların yenilmesi ile de insanlara bulaşmaktadır. İnsanlarda dalgalın ateş, terleme, halsizlik, uykusuzluk, iştahsızlık, baş ve eklem ağrıları görülür. Hastalığa yakalanan kişiler hemen bir hekime başvurmalıdırlar. Hastalıktan korunmak için süt ürünleri hazırlanmadan önce kaynatılmalı ve böylece bulaşık mikropların öldürülmesi sağlanmalıdır.)Tüberküloz (Verem)

 İnsanlara da bulaşabilen bir hastalık türüdür ve çok önemlidir. Et ve süt ile insanlara hastalık bulaşabilmektedir. Mikrobun baş düşmanı güneş ışınlarıdır. Sığırlar, barınakların darlığı, soğuk ve rutubetli yerler, beslenme yetersizliği gibi durumlarda hastalığa yakalanırlar.
Hastalığın bulaşması ; solunum, hasta hayvanların sütü ve süt ürünleri içilip yenilirse ve aşım yoluyla bulaşma olmaktadır. Deri yoluyla da bulaşma olmakta fakat bu daha çok insanlarda görülmektedir.
Belirtileri ;
a. Akciğer Tüberkülozunda: İnilti, hızlı solunum, solunumda zorluk, zayıflama, halsizlik, yorulma, tüylerde kabarma-donuklaşma, kuru ve kısa öksürük.
b. Bağırsak Tüberkülozunda: Sancı, ishal, kabızlık, dışkının sümüklü ve kanlı olması, karına bastırınca ağrı, gerginlik ve sertliğin olması belirtileridir.
Meme Tüberkülozunda: Meme içersinde sert şişkinlikler, meme şeklinde bozukluk, ileri dönemlerde sütün kanlı ve pıhtılı olması.
Genel olarak; zayıflama, halsizlik, iştahsızlık, bakışlarda donukluk, tüylerde kabarıklık hastalığın belirtileridir.

 

 

 

c.Hastalığın Tedavisi
Hastalığın tedavi dönemlerinde bulaşma riski çok olduğundan tedavi ekonomik değildir. Bu sebeple hastalık tespit edilen hayvan mecburen kesilir. Etler, hastalık vücuda çok yayılmışsa imha edilir.
İnsanların hastalıktan korunması ise hastalıklı hayvanlardan elde edilen ürünlerin tüketilmemesi ile olmaktadır.

Hayvanların Hastalıktan Korunması:
a. Sürüye hakkında bilgi sahibi olmadığımız kontrolü yapılmamış hayvanları sokmayız.
b. Yaşlı ve genç hayvanları bir arada tutmamalıyız.
c. Buzağıların beslenmesinde hastalıksız hayvanların sütleri kullanılmalıdır.
d. Hastalıksız buzağılar başka ortamda beslenmeli
e. İşletmedeki personelin verem kontrolünden geçirilmesi lazımdır.
f. Hastalık kaynakları ortadan kaldırılmalıdır.
g. Ahırların kalabalık almaması gerekmektedir.
h. Ahırlara kanatlı hayvanların girmesi engellenmelidir.
i. Ahırın temizliğine dikkat edilmelidir.
j. Hayvanların devamlı kontrol edilmeleri gerekmektedir.
k. Hayvanların bakım ve beslenmesi düzgün yapılması gerekmektedir.
Mastitis(Meme İltihabı)

Mastitis, süt veren bir ineğin meme dokusunun iltihaplanmasıdır. Süt verimine ve sütün yapısına etki eden bir hastalıktır. Hızlı ilerleyen mastitislerde memelerde şişlik, kızarıklık ve ağrı görülür. Süt kanlı, pıhtılı ve bulanık gürünüşlüdür.


 

Hastalığı oluşturan faktörler; mikroorganizmalar, süt ineğine ait sebepler ve çevre koşullarıdır. Ahırlar kalabalık, altlıklar pis ve hayvanın meme başı yaralanmışsa mikroplar girer çoğalır ve hastalığı oluşturur. Sarkık memeler, süt verimi yüksek hayvanlar, güç sağılan hayvanların memesi tam sağılmadığından mastitis sık görülür.

Hastalıktan korunma ve tedavisi:
Mastitisten korunmanın en etkili yolu temizliktir. Sağım önü ve sonrası meme iyice yıkanmalıdır. Yerler kuru ve temiz olmalıdır. Makine ile sağım yapılacaksa sağım başlıkları memeye iyice takılmalıdır. Sağım makinelerinin temizliğinin iyi yapılması gerekmektedir.

 

Tedavi ise veteriner hekimin verdiği uygun bir antibiyotiğin uygun doz ve zamanda uygulanmasıyla mümkündür. Tedavi esnasındaki sağılan sütler antibiyotikli olduğu için tüketilmemelidir.
Antraks(Dalak-Şarbon)

Enfeksiyon vücut ısının yükselmesi, dalağın şişmesi, kanın koyu bir renk almasıı ve pıhtılaşmaması, deri altı dokularda kanamanın olması ile belli olmuş olur. Hayvandan insana geçen karakterde bir hastalıktır. Hastalığa yakalanan hayvanlar ölümünden bir iki gün önce süt, dışkı ve idrarlarıyla etkeni etrafa saçarlar. İyileşen hayvanlar ise bir süre daha süt ve idrarlarıyla etkeni dışarı bulaştırırlar. Ölen hayvana otopsi yapılırsa kandaki bakteri kısa bir sürede spor haline geçer,araç ve gereç ile çevreye bulaşır. Kan emici sokucu sinek ve böcekler şarbon sporunu taşıyabilir ve bulaştırırlar. Ayrıca bulaşık kemik unu, kıl, yapağı, deri, slaj yemi gibi maddeler bulaşmada önemli rol oynarlar.

Bulaşma:

a. Sindirim sistemi yoluyla ; yemlere bulaşan etken enfeksiyon oluştururlar.

b. Solunum sistemi ; daha çok insanlarda görülür.
c. Deri yoluyla ; çizik ve yara gibi nedenlerle etken vücuda girer ve enfeksiyon oluşturur.

 

Tespiti:
Ani ölümler olduğundan klinik bulguları tespit edilemez. Bundan dolayı tedavi pek mümkün değildir. Büyükbaş hayvanlara antibiyotik uygulaması yapılabilir. Buna ilaveten bağışık serum verilebilir.
Korunma:

a) Enfekte mer’alar kullanılmamalıdır.

b) Hastalık çıkmış bölgelere sağlam sürüler sokulmamalıdır.

c) Hayvan barınaklarında dezenfeksiyona önem verilmelidir.

d) Sağlam hayvanlara bağışıklık için aşı uygulanabilir.

e) Ölen hayvanların doğal delikleri tıkanır, 2 m’lik bir çukura bırakılır üzerine sönmemiş kireç dökülür ve toprakla kapatılır.
İnfeksiyoz Nekrotik Hepatitis Hastalığı

Halk arasında kara hastalık da denilmektedir. Sığırlarda bazen ani ölümler görülmektedir.
Hastalığın etkeni bir mikroptur. Bu mikrop sindirim sisteminde her zaman mevcuttur. Ancak burada zararsız olan mikroplar kelebek parazitinin hareketi ile karaciğere geçerek hastalık oluştururlar. Hastalık sulak mer’alarda otlayan hayvanlarda daha çoktur. Sulak mer’alarda karaciğer karaciğer parazitinin gelişmesi daha iyidir. Hastalık aniden başlar ve hiç belirti vermeden ani ölümler olur.
Hastalığın tanınması için hayvan öldükten sonra karciğer ve kalbin tüm olarak ve ayrıca kalp kesesi, göğüs ve karın boşluğu ayrı temiz kaplarda taze olarak kokuşturulmadan laboratuvara getirilmelidir. Etkili bir tedavi şekli yoktur.
Hayvanların bu hastalıktan korunması için düzenli olarak aşılanması gerekmektedir.
Yanıkara

Boyun, kalça, adalelerin fazla olduğu vücut bölgelerinde sıcak, ağrılı ve gazlı ödemlerle kendini belli eden öldürücü bir hastalıktır. Ülkemizde sonbahar ve kış başlangıcında patates ve pancar ekimi yapılan tarlalarda otlatılan hayvanlar arasında görülmektedir.
Hayvanda iştahsızlık, bitkinlik, diş gıcırdaması, sinirsel deprasyonlar, ağız köpürmesi görülür ve ateş birden yükselir. Hayvanlarda topallık göze çarpar. Solunum güçlüğü, kalp yetmezliği görülür. Vücut ısısı düşer ve hayvan 1-2 gün içersinde ölür.
Teşhis için hastalıklı dokular kan ve ödem sıvısı laboratuvara gönderilmelidir. Hasta hayvanlara başlangıçta antibiyotik verilirse kurtulma şansı olabilir. Aktif bağışıklık için aşılar kullanılmalıdır.

 
Copyright© 2008 Doğu Veteriner
Tasarım
Lila Yazılım